Erkek Sağlığı, Kadın Sağlığı

Mikronütriyentlerin Bağışıklık Sistemine Faydaları

Bağışıklık sistemine olumlu etkisi olan mineral ve vitamin desteği için öncelikle beslenme öğelerini anlamakta fayda var. Beslenme öğeleri makronütriyentler ve mikronütriyentler olarak iki alt gruba ayrılır. Makronütriyentler karbonhidrat, protein, yağ, diyet lifi gibi vücudun yüksek seviyede ihtiyaç duyduğu bileşiklerdir. Karbonhidrat, protein ve yağ olarak sıralanan üç makro besleyicinin her biri vücutta kendine özgü rol ve işlevlere sahip olup, vücuda kalori ve enerji sağlar. Vitamin, mineral ve yağ asitleri olarak 3 grup altında sınıflandırılan mikronütriyentlerin vücuda daha düşük düzeylerde alınması gerekse de metabolizma için vazgeçilmezdir. Mikro besinler çatısı altında yer alan vitamin ve mineraller büyüme ve gelişme, sindirim, sinir sistemlerinin işlevlerinin devam etmesinde, gıdalardan alınan besin öğelerinin vücutta verimli bir şekilde kullanılmasında ve bağışıklık sisteminin görevlerine destek olmada önemli roller üstlenir. Vitamin, mineral ve yağ asitlerinden oluşan mikro besinlerin fizyolojik fonksiyonların sağlıklı bir şekilde yerine getirilmesi için yaşam boyunca alınması gerekir. Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin tersine doğrudan enerji üretimi için kullanılmayan mikronütriyentler enzimlerin bir parçası olarak bu sürece destek olurlar.

İnsan vücudunun birçok vitamin, mineral ve yağ asidine ihtiyaç duyduğu yapılan araştırmalarla da ispatlanmaktadır. HIV hastalarında güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için mikronütriyentlerin yararını kanıtlayan ilk ve tek klinik araştırma 2003 yılında Uluslararası AIDS Dergisi’nde yayınlanmıştır. Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların, bağışıklık sistemine zarar veren HIV virüsü ve AIDS’in anlaşılması, önlenmesi, teşhisi ve tedavisinde yaklaşımlar geliştirmektedir.

HIV virüsü vücuda girdikten sonra uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeyebilir. Virüsün vücuda giriş şekli, hastalığın ilerleme hızı ve belirtilerin ortaya çıkmasında değişiklik gösterebilir. Virüs vücuda giriş yaptıktan sonra farklı sürelerde çoğalmaya devam eder. Virüs seviyesi belirli sınırı geçtiğinde ise hastalığa dair belirtiler gözlenmeye başlar. Yorgunluk, halsizlik, ağızda beyaz leke görünümündeki plaka, ishal problemi, sık hastalanma hastalığın belirtilerindendir. Hastalığın ilerlemesi sonucunda ise istem dışı kilo kaybı, uzun süren ishal durumu, sık tekrarlayan ateşlenmeler, gece terlemeleri, ağız içinde derin beyaz yara oluşumları, solunum yolu hastalıkları, vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkan pembe, kırmızı veya mor lekeler, unutkanlık şikâyetleri görülmektedir.

Mikronütriyentlerin HIV Hastalarında Sağ Kalım Oranını Arttırdığını İspatlayan İlk Ve Tek Klinik Araştırmanın Sonuçları

Bangkok, Tayland’da yaşayan ve HIV virüsü taşıyan bireyler arasında yapılan bu araştırmada yüksek dozlu çoklu mikro besin takviyesinin sağ kalma üzerindeki etkisi incelenmiştir. Dünyada HIV hastaları üzerinde yapılan ilk ve belirgin klinik fayda sunan placebo kontrollü, çift kör mikronütriyent çalışması ile sağ kalım oranının arttığı ispatlanmıştır. Placebo kontrollü bu çalışma School of Tropical Medicine tarafından Bangkok’ta yapılmıştır. Bu önemli klinik araştırmasına HIV virüsü taşıyan toplam 481 kadın ve erkek katılmıştır. Katılımcılara Immunace® ya da plasebo verilerek vücuttaki değişimler gözlenmiştir.

“481 HIV virüsü taşıyan katılımcı üzerinde yapılan klinik araştırmasında CD4 hücre sayıları test edildi. 12 haftada bir klinik olarak incelenen, CD4 hücre sayıları 24 haftada bir ölçülen araştırma toplamda 48 hafta sürmüştür. 48 haftanın sonunda viral yük testi yapılmıştır.” (Jiamton S1, 2003)

Kanda taşınan gerçek virüs sayısını belirten viral yük kan testi yapılarak anlaşılmaktadır. Viral yük ile CD4 hücre sayısı arasındaki ilişki birlikte değerlendirildiğinde kişinin hastalığın hangi aşamasında olduğu öngörülebilir. Vücuttaki en önemli bağışıklık hücreleri olarak adlandırılan CD4 hücreleri bağışıklık sisteminin yöneticileridir. Viral yükü az olan ve CD4 sayısı yüksek olan kişinin bağışıklık sisteminde enfeksiyonlarla savaşacak güçte olduğu saptanmaktadır.

HIV virüsü, CD4 hücrelerine saldırarak doğrudan bu hücreleri ele geçirdiği için klinik araştırmada mikronütriyent alan hastalarda bu hücrelerin sayımı yapılmıştır. Bu klinik araştırmada HIV virüsü taşıyan hastalar üzerinde hastalığın takibi için CD4 hücre sayısı ile viral yük arasındaki ilişki incelenmiş ve viral yük, HIV virüsü taşıyan kişinin hastalığının tedaviye verdiği cevabı ölçmek için değerlendirilmiştir.

“Araştırma sonucu yayınlanan rapora göre Immunace® verilen HIV hastalarında bağışıklık sistemi geliştirme göstermiş ve ölüm oranı %48 oranında azalmıştır.” (Jiamton S1, 2003)

HIV virüsü ve virüsün ilerlemesinin önlenmesinde vitamin ve minerallerin destekleyici rol oynayabileceğine dair kanıtların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bilimsel olarak da ispatlanan Immunace® desteğinin önemi farklı makale ve araştırmalarda da belirtilmiştir.

Öncelikle, HIV hastaları enfeksiyon nedeniyle sürekli oksidatif stres altındadır.  (KB., 1996) Oksidatif stres, vücut ve dokulardaki pro-oksidan ve antioksidan dengesinin bozulması olarak tanımlanmaktadır. Hücrelerin yaşlanmasına sebep olan, hücre yaşam süresini kısaltan biyokimyasal bir süreç olan oksidatif stresi azaltmak için antioksidan kapasitesi yüksek takviyeler alınarak hücresel zarar azaltılabilir.

Bir diğer sonuç ise HIV hastalarında genel mikro besin alımı azalması ile Immunace desteğinin önem kazanmasıdır. HIV hastalarında görülen ağız ve özofagus mukozal lezyonları, ateş ve maligniteler, iştah azalması ve beraberinde ishal ve sindirim sisteminin yeterli çalışmamasından kaynaklanan durum emilimi azaltır. (Carbonnel F, 1997) (Timbo BB, 1994) (DC., 1993) Immunace® ise, farklı vitamin, mineraller, antioksidan ve aminoasitlerden oluşan desteği ile birlikte bağışıklık sistemi için gerekli olan iyi mikrobesinleri bir arada sunmaktadır.

Bu sonuç ile ilişkilendirilecek bir diğer bulgu ise geniş spektrumdaki mikronütriyentlerin immün sistemini desteklemek ve enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli olduğudur. (RD, 1998) (RF, 1998) (Nimmagadda A, 1998)

Immunace® ile Bu Kışa Hazırlıklı Olun

Yapılan klinik araştırmalar ve yayınlanan makaleler, Immunace® takviyesinin bağışıklık sistemindeki önemini kanıtlıyor. Araştırmalar sonucunda görüldüğü üzere bağışıklık sisteminin normal fonksiyonlarını sağlamak için gerekli olan özel besinler vücutta yeteri kadar bulunmayabilir. Meyve ve sebzeler önemli birer antioksidan kaynağı olmakla birlikte birçok Batı diyetinin yeterli miktarda antioksidan sağlayamadığına dair kanıtlar bulunmaktadır.

Immunace® ise 24 farklı vitamin ve mineralden oluşan günlük vitamin ve mineral desteği sağlamaktadır. İçerisinde Selenyum, D Vitamini, L-sistein, L-Karnitin, Turunçgil Bioflavonoidleri ve Beta-karoten gibi özel besin destekleri de bulunmaktadır. İçeriğinde yer alan Vitamin C, D, A, B6, B12, Selenyum, Demir, Bakır ile bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur. Çinko normal DNA sentezine katkıda bulunur. Bağışıklık sistemini destekleyen özel formülü ile birlikte ideal günlük mikro besin takviyesi işlevi görmektedir. Bağışıklık sistemi fonksiyonuna katkıda bulunan, yorgunluk ve bitkinliğin azalmasında fayda sağlayan ve normal DNA sentezine yardımcı olan zengin içeriği ile vücuda destek olmaktadır.